35’e çıkarma ✨

Sevgili (büyük) Gizem,

Sana şuanda iş pc’mden yazıyorum. Önümde iki adet dosya açılı, biri modellemesini yaptığım tarihi yapıya ait rölöveler diğeri de bir rapor…Hava biraz sıkıntılı tahminimce nem yüzde 90’larda.. Fonda Little May’dan ‘Seven Hours’ çalıyor. Açıkçası biraz depresif ama sonuçta 35 yaşıma mektup yazıyorum..İnsan 35 yaşını düşününce biraz tuhaf hissediyor !

Bu aralar yalnızca kendimle dertleşmekten mutlu oluyorum. İnsanı en çok yine kendi anlıyor…Artık biraz daha büyüdüğümü hissediyorum ama garip bir his; umursamaz olmakla umurunda olması gereken bir ara, araf. Umursamazlığa daha yakın olmakla birlikte.. Umursamaz olmak mutlu ve huzurlu hissettiriyorMUŞ.

Ben kendimi sorgularken şarkı değişti. Bu kez Dido Armstrong ‘Everything to Lose’ söylüyor. Manidar..Bu yaşıma gelene kadar neler kazandım neler kaybettim..Neleri kazanmak için neleri kaybettim ya da nelerden vazgeçtim. Neleri erteledim, nelere geç kaldım, neye erken adım attım…

35 yaşına bastığında -hala istediğin işi yapmış olmanı arzu ediyorum ve istediğin yerde istediğin şeyleri yapıyor olmanı..Ben şimdiye dek pek özgür olamadım ama sen ol ve hayır demesini alışkanlık haline getirmiş ol. Ben alıştırmalara başladım 😉 Hiçbir zaman çok çılgın biri olamadım hep sorumluluk sahibi, ayakları yere sağlam basan ve hep önce başkalarını düşünen biri oldum..İstiyorum ki sen öyle olma..sen önce kendini düşün ama kendinle birlikte sevdiklerini de…sevmediklerini düşünme..seni üzenleri hayatından çıkarmasını bil! Değmeyeceğini düşündüğün insanlara yatırım yapma..ben yaptım çok pişmanım..Hep en yakınım dediğim insanların ihanetinde başrol oynadım. Sen kimseye çok yakın olma..önüne gelen herkese güvenme, biraz temkinli ol..yine benim gibi ayakların yere sağlam bassın ama arada çılgınlıklar da yap, kimseye zarar vermeyecek..

Şarkı değişti bu arada..Cat Stevens’den ‘PEACE TRAIN’ çalıyor. Güzel denk geldi. Hayvanları ve çocukları sevdiğini biliyorum ama onlar için bir şeyler de yap..Belki dünyayı değiştiremeye bilirsin ama kalbinle ve bakış açınla çevrendekilerin hayata bakış açısını değiştirebilirsin..Daha çok spor yap..daha çok meyve ye ve daha çok yürü…Kendini yorgun hissettiğinde zorlama durup dinlen, derin nefes al ve doğayı dinle.. John Parkin’in dediği gibi seni yoran şey ya da her kimse kocaman bir SİKTİR ET de ve yoluna devam et. Çünkü hiçbir şey ve hiç kimse senden ve sağlığından daha önemli değil..

Tüm müzik türlerini sev.. dinlemesen bile sev..dinleyenlere ve yapanlara saygı duy..Müziği çok sevdiğini biliyorum..Sadece dinlemeyi değil çalmayı da..Hayallerini erteleme…Çok fazla hayalin var..henüz bunları yapabilecek zamanın varken harekete geç. Kitapları sev hepsini..hepsinden oku..verdikleri mesajlara kulak as..sadece kitapların değil büyük küçük herkesin fikrini al herkesi dinle ama son kararı mutlaka kendin ver..

Mutlaka aşık ol ama asla aşktan kör kütük olma..Tanımadan sevme önce tanı..Karşına çıkan herkese sadece bir şans ver.. ikincisi için ise çok iyi düşün, çünkü ilk şansı değerlendiremeyen ikinciyi de doğru değerlendiremeyecektir. Sınırların olsun..ailene arkadaşlarına hatta sevdiğin adama karşı..kimsenin o sınırları ihlal etmesine izin verme..Arkadaş canlısı olmaya devam et ama herkesin karanlık bir tarafı olduğunu da hatırla…Ben çok değerliyim ama sen daha değerli olacaksın bunu sakın unutma..Her sabah aynaya bak ve  şunu söyle : “Olduğun kişi olmaktan asla vazgeçme..”

Advertisements